1 Şubat 2011 Salı

ŞAP HASTALIĞI HAKKINDA MERAK EDİLENLER



Tüm ülkede dalgalanan şap hastalığı 2010 yılı yaz mevsiminde İlçemizde büyük ekonomik kayıplara neden olmuştur. Yetiştiricilerimiz büyük kayıplara uğramıştır. Çok çabuk yayılan bu hastalık büyük bir tehdit oluşturmaktadır.


Şap nedir?

Sığır koyun, keçi gibi çift tırnaklı hayvanlarda görülen, ağız, meme ve tırnak yaralarıyla karakterize bulaşıcı viral bir hastalıktır. Et ve süt veriminde düşüşlere, hayvan ölümlerine neden olabilir.

Şap hastalığı nasıl bulaşır?

Hasta hayvanların salyaları, yapağıları ve derisi ile hayvandan hayvana bulaşır.
Hastalıklı hayvanların ahırına girenlerin ayakkabıları ile hastalık bulaşmış ot, saman ve yemlerle bulaşır. Salya (tükürük), Burun akıntısı, Solunum, Süt, İdrar, Vaginal akıntı, Deri döküntüleri, Rüzgâr ile hastalık etkeni uzun mesafelere taşınabilir.
Hastalık etkenine bulaşmış kuş, fare gibi portörlerle taşınabilir.
Hastalık insan vasıtasıyla da bulaşır (hayvan bakıcısı, hayvan sahibi, satıcılar vb)
Hastalığın yayılmasında kontrolsüz hayvan hareketlerinin rolü çok önemlidir. Özellikle Kurban Bayramı döneminde iller ve İlçeler arası sığır ve koyun nakillerinin artması hastalığın bölgeden bölgeye yayılmasına neden olur.


Şap hastalığı nasıl tanınır?

2–7 günlük inkübasyon süresi sonunda yüksek ateş, durgunluk, iştahsızlık ve süt veriminin düşmesi ile başlayan hastalık; 12–24 saat içinde ağız mukozasında, tırnak aralarında ve meme başlarında veziküller oluşmasına neden olur, 1–3 gün içinde yırtılır ve yerlerinde lezyonlar kalır.
Buzağılarda hastalık daha çok öleme neden olmaktadır.
Ağızda bol miktarda ip gibi uzayan salya ve hastalığa özgü karakteristik ağız şapırdatması görülür. Ağızda dil epiteli dökülür, yoğun yaralardan dolayı hayvan yem yiyemez.

Memede oluşan yaralar süt veriminde azalmaya neden olur.

Tırnak içinde oluşan yaralar topallamaya neden olur yaralar ilerlerse Hayvanların tırnakları düşebilir.

Ağız, meme ve tırnakta oluşan bu yaralar mikropların vücuda girişi için açık kapı oluşturur.

Şap virüsü güneş ışınları karşısında kısa zamanda ölür. Isıya dayanıksız olup, 37°C’de 12 saatte 85°C’de ise derhal ölür. Virüs karanlığı, kuruluğu ve soğuğu sever.
Şap hastalığına neden olan virüsün 7 serotipi mevcuttur. Ülkemizde A, O ve Asia I tipi şap hastalığı görüldüğünden bu serotiplere karşı mücadele programı yürütülmektedir.
İlçemizde Hastalık mihraklarında Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gereğince tüm tedbirler alınmaktadır.
2010 yılı yaz aylarında çevre il ve ilçelerimizde çok yaygın olan şap hastalığı, ilçemizde de hastalığın yayılmasına neden olmuştur. Hastalığın ilçemizde yayılma nedeninin başında dışarıdan alınan hayvanlar gelmektedir. Hayvan pazarlarına gelen hastalıklı hayvanları alarak ya da satılmak için götürülen hayvanlar orada hastalığa yakalanıp satılmadığı için tekrar eve gelmesi ile veya hayvan sahiplerinin üzerinde şap etkenini taşıyarak ahırlara girmesi ile hastalık ilçemize girmiştir.
Birde hayvanların hastalıklı olduğunu bilerek köy çeşmelerine sulamaya ve yayılması için meralara süren kişiler olduğu sürece hastalığın yayılmamasına imkân yoktur.
İlçemizde şap aşısına önem vermeyen insanlar olduğu sürece bizim hastalıktan kurtulmamız mümkün değildir.


Şap hastalığından nasıl korunuruz


En önemli korunma hayvanları aşılamaktır. İlçe Tarım Müdürlüğümüzde çalışan veteriner hekimler ve veteriner sağlık teknisyenleri tarafından düzenli olarak bahar ve sonbahar şap aşılamaları yapmaktadır. Bu zamanları takip edip düzenli olarak hayvanlarımızı aşılatmalıyız.
Aşılanan hayvanlar şap hastalığına yakalanmaz veya hafif atlatırlar. Böylelikle yetiştiricimiz hastalık nedeniyle oluşan ölümler başta olmak üzere et ve sütteki verim kayıplarına bağlı ortaya çıkan ekonomik Zaralardan korunurlar. Ayrıca hastalanan hayvanların tedavisi için gereken ilaç ve dezenfeksiyon masraflarından da kurtulmuş olurlar.Böylelikle hayvanlara şap aşısı yaptırarak önemli ekonomik kazançlar sağlanmış olur.
Öncelikle ahır ve ağıla girdiğimiz elbiselerimiz farklı olacak her ahıra gireceğimiz zaman elbisemizi değiştirmeliyiz. Bence ahıra girerken ayrı bir tulum ve çizme ile girilmelidir, hayvanları yaylıma götürürken de farklı bir elbise ve ayakkabı giyilmelidir. Elbise ve ayakkabı değiştirmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz.
Sağım öncesi ellerin, sağım makinelerinin ve memelerin temizliğine önem göstermeliyiz.
Şap hastalığı gelip geçtikten sonra ahırlar kireçle badana edilmeli. Ahır giriş çıkışlarında ayaklarımızı basabileceğimiz kireç veya dezenfeksiyonlu solüsyon havuzu öneririm hayvanlarında basabileceği şekilde olursa tırnak hastalıklarında azalma olur.
Hastalıklı hayvanlar meraya ya da sulamaya çıkmış ise hayvanları meraya otlatmaya ve sulamaya çıkarmamalıyız.
Yeni bir hayvan satın alınmış ise diğer hayvanlardan ayrı bir ahırda en az 15 gün tek başına bakılmalıdır. Hayvanda hastalık çıkmamış ise diğer hayvanların yanına alınabilir.
Ahırda farelerle mücadele edilmelidir. Kuşların girmesini engellemek için pencerelere tel gerilmelidir.
Eğer hayvanlarımızdan birinin hastalandığının farkına varırsak
İlçe Tarım Müdürlüğümüzde ki Veteriner Hekimlere haber veriniz. Hükümet Veteriner Hekimi gelinceye kadar, köy, kasaba, şehir, çiftlik ve işletmeler ile gezici sürülerde şap hastalığı çıktığında hastalık mahallindeki görevli ve yetkililer tarafından aşağıdaki tedbirler alınır.
a) Şap Hastalığına yakalanan hayvanlar derhal sahibinin ahırında veya bu maksat için ayrılmış barınaklarda tecride alınır ve hiçbir şekilde ortak mera ve sulama alanlarına çıkarılmaz.
b) Tecride alınan hayvanların bakımı için yeterli sayıda kişiler görevlendirilir, bu mahallere başkasının girmesi önlenir. Görevli kişiler başka hayvanların bakımıyla ilgilenemez.
c) Hastaların yem ve suları ancak o mahalde bulunan ve dışarıyla temas ettirilmeyen kaplarla verilir.
d) Hastalara ait veya hastaların temas ettiği her çeşit eşya , yem ve hayvan maddelerinin nakli, satışı ve tüketimi durdurulur.
e) Hastalık gezici sürülerde çıktığında yürüyüş (hareket) durdurulur ve en yakın yerleşim birimindeki muhtarlığa veya Jandarma Karakoluna haber verilir. Hastalar sağlamlardan ayrılarak uygun bir yerde tecride alınır. Sağlamlar, mera ve sulama yerleri değiştirilerek ayrı çobanların yönetimine verilir.
f) Hastaların bakımı ile görevlendirilenlerin, sağlam hayvanlarla ve bunlara ait malzeme ile temasları önlenir.
g) Tip tayini için Veteriner Hekim tarafından marazi madde alınmadan hastalara herhangi bir ilaç uygulanmaz.
h) Ölen hayvanlar muayene ve teşhis için muhafazaya alınır, kokuşma halinde yüzülmeden ve herhangi bir ifrazatı akmayacak şekilde hayvan uğrağı olmayan bir yere sürüklenmeden nakledilir, iki metre derinlikteki çukurlara, kireçlenerek ve iri taşlarla takviye edilerek gömülür veya özel tesisi olan yerlerde yakılır.
ı) Alınan tedbirlerin uygulanmasından, köylerde muhtarlar ve hayvan sahipleri, çiftlik ve işletmelerde koruyucu, bakıcı ve mülk sahipleri, gezici sürülerde ise korucu, bakıcı, çoban ve hayvan sahipleri sorumludur.
i) Hastalık gemi, tren, traktör ve kamyonlarla nakil sırasında görüldüğünde durum varış mahallerindeki görevlilere bildirilir. Hükümet Veteriner Hekimi gelmeden hayvanlar indirilmez. Gerekli tedbirler bundan sonra alınır.

İnsanlarda Şap hastalığı


İnsanlar hasta hayvanların deri veya ağzı ile teması ile yeteri kadar kaynatılmamış hastalıklı sütü içerek,
Çiğ sütten üretilen ve olgunlaştırılmayan peynirler, Yeterli ısı işlemi uygulanmamış etleri yiyerek hasta olabilirler.
Hastalık insandan insana geçmez.
İnsanda ateş, yorgunluk, kol ve bacaklarda ağrı, ağız, gırtlak ve dudakta kesecikler oluşur.
Şaplı hayvanın eti yenir mi?
Şaplı hayvanın eti iyi pişirildikten sonra rahatlıkla yenilebilir. Sütü de kaynatılarak içile bilir. Antibiyotik kullanılan hayvanın sütünün içilmemesine dikkat ediniz.


Şap Hastalığının Ekonomi ve Ticarete Etkisi


Hayvanda yavru atma, genç hayvanlarda ölümlere neden olması hayvancılığımızın gelişmesinde gerilemelere neden olur.
Tedaviye harcanan masraflar, et ve süt veriminde ki düşüşler, Hayvanın gelişmesinde gerilik hayvan sahiplerinin ekonomisini sarsmaktadır dolayısı ile Ülkemiz hayvancılığının gerilemesine ekonomik kayıplara neden olmaktadır.
Şap hastalığı çıkan ülkelerden diğer ülkeler hayvan alımlarını durdurmaları ile ticarette kayıplar oluşturur.
Tarım ilçe müdürlüğümüz Veteriner Hekim ve Veteriner Teknisyenleri şap hastalığı ile mücadele için yılda iki defa ilkbahar ve sonbahar mevsiminde kampanya tarzında yoğun aşılama çalışmaları yapmaktadır. Yetiştiricilerimizin konuya duyarlı ve ilgili olmasını aşılama ekiplerimiz köylerine geldiklerinde hayvanlarını aşılatmalarını önemle ifade ediyoruz.
Çiftçimizin refahı ve ülkemizin kalkınması sağlıklı hayvanlar, verimli hayvancılık ve tarım ile gerçekleşecektir.


Ersen ŞAHANOĞLU
Veteriner Hekim

15 Aralık 2009 Salı

AMERİKAN YERLİ KÖPEĞİ


Temel Özellikleri

Amerikan yerli köpeği veya Kızılderili köpeği olarak bilinen bu çok eski köpek ırkı, geçmiş çağlarda kızılderililer tarafından çok çeşitli amaçlarla kullanılmak üzere yetiştirilmiştir. American Indian iri veya orta irilikte bir yapıya sahiptir. Tüylerin özel yapısı sayesinde köpeklere özgü kokudan yoksun ve hipoallerjeniktir. Kızılderili köpekleri için belirgin bir kürk yapısı mevcut değildir çünkü çağlar boyunca estetikten çok işlevlerine göre yetiştirilmişlerdir. Ayrıca ayakları karda daha kolay yürümesini ve yüzmesini sağlayan perdeli bir yapıya sahiptir.
Neler Yapar?
Kızılderili köpekleri eskiden yerliler tarafından balıkçılıkta ve her türlü kara avında av köpeği olarak kullanılmıştır. Ayrıca kabilenin erkek ve kadınları uzaktayken yaşlıları ve çocukları korumak için eğitilmiş, bekçilik ve koruma içgüdüleri yüksek köpeklerdir. Kabilelerin göçleri sırasında taşımacılıkta kızak köpekleri olarak da görev yapmış olan American Indian Dog, oldukça zeki ve hisleri kuvvetli hayvanlardır. Aile üyelerine karşı sadık ve çocuklarla geçimi çok iyidir. Diğer köpeklerle arasında agresyon ve rekabet yoktur. Geçmişten günümüze, her türlü eğitime yatkın köpekler oldukları ispatlanmıştır. Evde kapalı kalmaya ve apartman dairelerinde beslenmeye uygun değildir. çok fazla enerjik ve egzersize ihtiyaç duyan köpekler olmamasına rağmen açık havada serbest dolaşmaya, özgürlüğe düşkündür. Yalnız kalmaktan hoşlanmaz, insanlarla iletişime ihtiyaç duyar. Hava şartlarına karşı dayanıklı, daha çok kasaba tarzı yerleşimlerde, çiftlik evlerinde yaşamaya uygun bir ırktır. Bahçeli bir evde ekstra egzersize ihtiyaç duymaz. Enerjik ve her türlü aktiviteye uyum sağlayan yardımcı köpeklerdir. American Indian Dog'lar ekstra tüy bakımına ihtiyaç duymaz. Ancak düzenli olarak fırçalamak daha sağlıklı ve parlak tüylere sahip olmasını sağlar. Tüylerinin özel yapısı nedeniyle astım ve allerji problemi olan insanlar tarafından tercih edilmektedir.
Tarihçesi
Eski çağlarda kızılderililer tarafından yetiştirilmiş, avcılıkta, bekçilikte kullanılmış, eti yenmiş ve postundan yararlanılmış, hatta kutsal sayılıp dini törenlerde kullanılmışlardır. Muhtemelen ataları sürü halinde yaşayan vahşi köpekler olduğundan kabile yaşamına oldukça iyi adapte olmuşlardır. İspanyollar tarafından atlar evcilleştirilmeden önce taşımacılıkta köpekler kullanılmaktaydı. Bu dönemlerde American Indian Dog, kızılderililer tarafından Kuzey Amerika'nın geniş bozkırlarında kabilenin eşya ve gereçlerini taşımak amacıyla kullanılmıştır.
Kökeni
çok eskilere dayanan American Indian Dog'un, ne yazık ki Amerikan hükümetinin yerli kabilelere karşı uyguladığı politika nedeniyle nesli tükenme noktasına gelmiştir. Günümüzde soy ağacını bilmek neredeyse imkansız olduğundan bazı yetiştiriciler tarafından tekrar elde edilmeye çalışılmaktadır.

8 Aralık 2009 Salı

AMERİKAN TÜYSÜZ TERRİERİ


Temel Özellikleri

Yapı olarak, Amerikan Tüysüz Terrierleri orta ebatlarda Rat Terrierlerle aynıdır. Rat Terrierler aynı zamanda bu cinsin atasıdır. Amerikan Tüysüz Terrier'i kaslı yapılıdır. Rat Terrier'lerinkine benzeyen kulakları tetikte olduğu zaman dikleşir. Cildi pembedir, üstünde gri, siyah, altın veya kızıl renkli lekeler vardır. İki Tüysüz Terrier'in çiftleştirilmesinden daima tamamen tüysüz yavrular olur. Tüysüz Terrier ile tüylü köpeklerin çiftleştirilmesinden tüylü köpeğin tüysüzlük genleri taşıyıp taşımamasına göre çeşitli sonuçlar olabilir. Tüysüz yavrular doğduklarında tüm vücutları seyrek tüylerle kaplıdır. Yavru kafasından başlayarak bütün tüylerini yavaş yavaş altı haftalık oluncaya dek döker. Altı haftalıktan itibaren vücudunun tamamı ölene dek tüysüz kalacaktır. Ama normal kaşları ve bıyıkları vardır. Bu köpekler için gerekli tek özel bakım onları güneş yanıklarından ve soğuktan korumaktır. Eğer ciltleri kurursa, lanolinsiz bir losyon sürülebilir. Bu tür doğal olarak tüy dökmez ve pirelenmez ancak deri hücreleri yaklaşık 20 günde bir dökülür bu yüzden biraz kepekli gözükebilir. Amerikan Tüysüz Terrierler tüylerinin olmadığını unutup dışarıda sıçrayıp hoplarlar, dolayısıyla ciltlerinde çizikler ve kesikler sıkça görülür. Bu ırk tüye karşı alerjisi olanlar için çok uygundur.
Neler Yapar?
Amerikan Tüysüz Terrier'i dikkatli, akıllı ve sevecen bir köpektir. Ayrıca çok meraklı ve hayat doludur. Bu sevgi dolu köpek herkes için, özellikle de yaşlılar için mükemmel bir dosttur. çocuklarla, özellikle küçüklükten beri birlikte yetiştirilirlerse, çok iyi anlaşırlar. Amerikan Tüysüz Terrier'i, diğer köpek türlerinin aksine, heyecanlandığında ya da korktuğunda havlar. Bölgelerini korumaya oldukça düşkündürler, inatçıdırlar ancak yabancılara karşı saldırgan değillerdir. Amerikan Tüysüz Terrierleri iyi bekçi köpeği olurlar. İyi yüzücü değillerdir. Bu ırkın terbiye edilmesi biraz zor olabilir. Amerikan Tüysüz Terrier'leri apartman yaşamına uygundur. İç mekanlarda oldukça hareketli köpeklerdir, bahçeye gereksinimleri yoktur. Bu ırkın bir çok köpeğin aksine ter bezleri olduğu için ağızlarından salya akmaz ve vücut ısılarını dengelemek için nefes nefese solumazlar. Soğuk havalarda giysi giydirmek gerekli olabilir. Rat Terrierler gibi Amerikan Tüysüz Terrierler de kazmayı çok severler ve etrafı çitlerle çevrili bir bahçeden kolayca kaçabilirler. Bu ırk mücadeleci oyunlardan ve dışarda sıçrayıp oynamaktan zevk alır.
Tarihçesi
1972'de ilginç bir olay gerçekleşti; Amerika'dan Lousianalı Willie ve Edwin Scott'un orta büyüklükteki Rat Terrier'inin tamamen tüysüz, dişi bir yavrusu oldu. Daha sonra bu dişi yavru çiftleştirildi ve bir tüysüz dişi daha doğdu. Ama daha sonraki doğumlarında terrier'nin başka tüysüz yavrusu olmadı. Sonunda, dokuz yaşındayken bir erkek, bir dişi tüysüz yavru doğurdu. Bu tüysüz yavrular, bu ırkın üremesi ve özelliklerinin sabitleştirilmesi için oluşturulan üreme programının kaynağı oldular. Scott çifti bir genetikçi ve bir veterinerin rehberliğinde çalıştı. Bu grup oluşturdukları yeni ırkın adını Amerikan Tüysüz Terrier koydular. Bunlar esasen Asya ve Afrikadaki tüysüz köpeklerden farklıydılar, çünkü tüysüz yavrular elde etmek için Powderpuff çeşitlemesine gerek yoktu. Ayrıca, bu köpeklerde premolar diş eksikliği görülmüyordu ve tüysüz ırklarda görülen üreme komplikasyonlarına rastlanmıyordu. Bu özelliklerinden dolayı, Scottların tüysüz köpeği ve onun soyu, köpek dünyasında benzersizdir.

AMERİKAN TİLKİ TAZISI


Temel Özellikleri

İngiliz kuzenine benzeyen Amerikan Tilki Tazısı, yetiştiricileri tarafından daha hafif, koku alma duyusu daha gelişmiş ve av alanında daha hızlı bir cins olarak yetiştirildi. Av alanında gerçek bir savaşçıdır. Başka zamanlarda tatlı ve duygulu bir köpektir. Evde uyuması gerekir.
Neler Yapar?
Bu köpekler 17. Yüzyıl'da Kızılderilileri arayıp bulmak için kullanıldı. Ancak, daha sonraları etkin ve yorulmak bilmez bir vahşi hayvan avcısı haline geldi. "200 kilometre karelik bir alanda, sabahın erken saatlerinden gece yarılarına kadar koşabilir ve akşam eve çoşkusundan bir şey kaybetmemiş olarak dönebilir." şeklinde tanımlayanlar vardır. İlginç bir not olarak, öyle melodik bir sesle havlar ki, çıkardığı ses tonu birçok popüler şarkıda kullanılmıştır.
Kökeni
Bu köpek, 1650'de Amerika'ya getirilen İngiliz tazılarından türetildi, birkaç yüzyıl sonra Lafayette tarafından George Washington'a armağan olarak gönderilen bir Fransız tazısıyla çiftleştirildi. Biri Fransız diğeri İngiliz olan bu iki cins birleşerek, Amerian Tilki Tazısı'nı oluşturdular.

AMERİKAN SU SPANİELİ


Temel Özellikleri

Coşkulu, azimli, itaatkar. Eğitime olağanüstü yatkındır.oyuncu bir ırktır.
Neler Yapar?
Sularda, ormanlarda ve engebeli arazilerde mükemmel bir avcıdır. ördek, bıldırcın, sülün, orman tavuğu ve tavşan avında kullanılır. Bekçi ve insana eşlik eden köpek olarak da çok değerlidir.Evde uyuması gerekir. Bataklıkta avlanabilir. Avı getirir.
Kökeni
Kökeni hakkında kesin bilgi yoktur. İrlanda su spanieli ve kıvırcık tüylü retriever muhtemelen bu cinsin gelişimine katkıda bulunmuşlardır. Amerikan Köpek Kulübü tarafından 1940?da bir cins olarak kabul edilmiştir.

26 Kasım 2009 Perşembe

AMERİKAN STAFFORDSHİRE TERRİER




Temel Özellikleri

Amerikan Staffordshire Terrier'i çok kaslı, tıknaz ama çevik, boyutlarına göre aşırı güçlüdür. Geniş, güçlü bir kafası, kısa bir burnu ve çok güçlü bir çenesi vardır. Kulakları genelde kesiktir ki bu isteğe bağlıdır. Gözleri yuvarlak ve siyahtır. Dişleri makas gibi üst üste geçmelidir. Kürkü kalın, kısa, parlak tüylerden meydana gelir. Her renk olabilir. Kuyruğu ucuna doğru incelir ve en ucunda bir nokta halini alır. Kulakları diktir. AKC tarafından "Amerikan Staffordshire Terrier" olarak sınıflandırılan bu ırk, UKC tarafından "Amerikan Pit Bull Terrier" olarak sınıflandırılır. Amerikan Pit Bull Terrierleri düzenli olarak çok egzersize ihtiyaç duyarlar, ama diğer köpeklerle kavga etmesini önlemek için kalabalık ortamlarda dikkatli olunmalıdır. Amerikan Staffordshire Terrier bir apartman dairesinde yeterince egzersiz yaptırıldığı sürece rahatça yaşayabilir. İç mekanlarda çok hareketli olduğu için yeterli egzersizle bahçeye gereksinim duymaz. Ilıman iklimleri sever. Düz ve kısa tüylü kürkü kolayca taranır. Sert ve sık kıllı bir fırçayla düzenli olarak taranmalıdır. Bu ırk diğer köpekler gibi yılda 2 kez tüy değiştirir.
Neler Yapar?
Amerikan Staffordshire kavgacı Pit Bull Terrier ile asla karıştırılmamalıdır. Provoke edildiğinde cesur ve ısrarcı bir dövüşçü olsa da ve bu içgüdüsünün sıkı, müşfik bir eğitimle bastırılması gerekse de, onun insanlara karşı temel mizacı yumuşak huyluluk ve sevecenliktir. Amerikan Staffordshire Terrier iyi huylu, eğlenceli, aşırı sadık ve ilgili bir aile köpeğidir. Büyüklerle de çocuklarla da çok iyi anlaşır. Hemen her zaman itaatkardır, sahibini mutlu etmekten başka bir şey istemez. çok cesur ve zeki bir bekçi köpeğidir, hayat doludur. Sahipleri ve bölgesi için aşırı korumacıdır, onların uğruna düşmanıyla ölene dek savaşır. Bu ırk acıya karşı çok toleranslıdır. Gençken iyice sosyalleştirilmelidir aksi halde saldırgan olabilir. Diğer köpeklerle bir arada olduğunda mutlaka kontrol altında tutulmalıdır. Bu köpekleri ev hayatı için terbiye etmek biraz zor olabilir. Bekçilik konusunda inanılmaz başarılar gösteren bu köpekler, aynı zamanda arkadaş köpek olarak da itibar görür. Düzgün eğitildiği takdirde, çok iyi bir köpek olur.
Tarihçesi
19. yüzyılda, İngiltere'nin Staffordshire bölgesinde, Bulldog ve çeşitli terrierlerin çiftleştirilmesi sonucu kaslı, aktif ve dövüşçü Amerikan Staffordshire Bullterrier ortaya çıkarılmıştır. Amerika'ya getirilince Amerikalı üreticiler tarafından bu ırk tercih edildi ve hem ağırlığını arttırdılar hem de kafasını güçlendirdiler. Artık ayrı bir ırk olarak tanınan Amerikan Staffordshire, İngiliz akrabası olan Amerikan Bullterrier'den daha cüsseli ve daha ağırdır. 1900'de köpeklerin dövüştürülmesi Amerika'da yasaklandıktan sonra, bu köpeklerden iki nesil geliştirildi. Amerikan Staffordshire şov amaçlı üretildi, Amerikan Pit Bull Terrier ise yasal olmayan köpek dövüşlerinde başarı sağlamak için saldırgan bir mizaçla yetiştirildi. Artık günümüzde ikisi ayrı ırklar olarak tanınıyorlar. Amerikan Staffordshire'nin yetenekleri arasında bekçilik, koruma, ve çeviklik sayılabilir.

AMERİKAN PİTBULL TERRİER




Temel Özellikleri

Son derece cesur (çok eski savaş köpeklerinin torunudur.) ve çok canlı bir köpektir.Pitbullar Çok sinirlidirler. Sinirlendiklerinde gözleri kimseyi görmez önüne gelen kim olursa saldırır. Düşmanıyla öldüresiye savaşır. Ancak, asgari bir eğitimle yabancıların niyetini anlayabilecek kadar yetenekli, sakin, iyi huylu ve itaatkar bir köpek haline gelebilir.

Neler Yapar?

Mülk bekçisi olarak çok iyi sonuç vermiştir. İnsana eşlik eden köpek olarak da çok değerlidir. Savunma, muhafız köpek, bekçi ve koruma köpeği olarak da iyidir.

Kökeni

Bu savaşçı köpek 19. Yüzyıl'da İngiltere'nin Staffordshire bölgesinde Bulldog ve çeşitli terrierlerin çiftleştirilmesiyle elde edildi. Amerika Birleşik Devletleri'ne getirilen bu cins burada daha güçlü hale gelmesini sağlayan Amerikalı yetiştiriciler tarafından, bazılarının görüşüne göre mükemmelleştirildi. Amerikan Köpek Klubü (AKC) tarafından Amerikan Staffordshire Terrier, İngiliz Köpek Klubü (KC) tarafından Amerikan Pitbull Terrier olarak isimlendirilmiştir.